Telefon : (+90) 342 361 01 86

Yesemek Açık Hava Müzesi

Yelliburun Köyü’nden güneydoğu yönünde 13 km. ilerleyerek, İslahiye’nin ünlü biberinin yetiştiği tarlaların etrafını çepeçevre sardığı, keskin virajlarla kıvrıla kıvrıla uzayan yolu takip ettiğinizde, antik dönemin sanat merkezi Yesemek Açık Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi’ne ulaşırsınız. Yesemek Açıkhava Müzesi ve Heykel Atölyesi; İslahiye İlçesi’nin 23 kilometre güneydoğusunda, Yesemek Köyü’nün Karatepe sırtlarında yer alır. Gaziantep kent merkezine 129 km. uzaklıktaki müzeye İslahiye ilçesinden asfalt yolla ulaşım sağlanmaktadır.

Antik dönemlerde koruyucu güçleri olduğuna inanılarak kentlerin girişinde boy gösteren kapı aslanları misali, koruyucu edasıyla müzenin girişinde bekleyen sfensksin sağından ilerleyip, köprüyü geçerek tepeye doğru tırmanmaya başladığınızda alandan çıkarılan heykel taslakları tepeye ulaşan basamakların her iki yanında sizlere eşlik etmektedir. Etrafını çam ağaçlarının çevrelediği, doğanın merkezinde yeşilin hemen her tonunun kendini gösterdiği bu verimli vahada, adeta topraktan fışkırmış izlenimi yaratan heykel taslakları yöre insanının heykel tarlası benzetmesini haklı çıkarmaktadır.

Yakındoğu’nun en büyük açıkhava heykel atölyesi olarak, içerisinde halen çok sayıda heykel taslağı bulunmasının yanısıra, atölyeden elde edilen bilgilerle, taş blokların taşocağından kesilmesinden, değişik türde heykellerin taslak haline getirilmesine kadar, pek çok aşamanın öğrenilebilmesi nedeniyle benzersiz olan, antik dünyanın sanat merkezi Yesemek, Unesco Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.

Arazi, menekşemsi gri renkte, litaratürde dolarit adıyla bilinen çok ince gözenekli bazalt taşlarından oluşmaktadır. Dere yatağından başlayarak 90 metre yükselen, yaklaşık 300 x 400 m’lik bir alana yayılan Yesemek’te, yapım ve işleme sürecinin değişik evrelerinde taslaklar halinde, 300’den fazla, bazalttan yapılmış heykel ve kabartmalı ortostat saptanmıştır. Ortalama ağırlığı 3.5 ton civarında olan taslak çalışmaların izlerine Tilmen Höyük ve Zincirli’de rastlanmaktadır. Yakındoğunun en büyük heykel atölyesinde yapılan taslak çalışmaların, başkent Hattuşa ve diğer hitit kentlerine gönderildiği düşünülmektedir.

Yesemek Açık Hava Müzesi; devasa bir atölye ve atölyede meslek icra eden heykeltıraş sayısı değerlendirdirildiğinde, o dönemde bu topraklarda yaşayanların sanata verdikleri önemi de gözler önüne sermektedir.

Müzenin tam karşısında bulunan Seyir Tepe’de ise sizi karşılayan manzara içiçe geçmiş Yesemek Köyü’nün evleri ve Tahtaköprü Baraj Gölü’nden oluşuyor. Seyir Tepe üzerinde 2007 yılında dünyanın çeşitli yörelerinden gelen heykeltraşlar tarafından yapılan 16 modern eser sergileniyor. Eserler arasında; anahtar, kovboy şapkalı müzik aleti, araba, göz çukuru, koç boynuzu, parmak, salyangoz, gemi önü, güney tanrısı ve insan bacağı gibi çeşitli betimlemeler yer alıyor.

Yesemek hatırası olarak iyi bir alternatif olduğu kuşku götürmeyen, müze içerisinde bulunan heykel taslaklarından ilham alınarak hazırlanan sfenks ya da kapı aslanı şeklindeki kalemlik, anahtarlık ya da minyatür heykelcikler müzenin girişinde yer alan hediyelik eşya standında satışa sunuluyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen proje ile çevre düzenlemesi yapılan alanda, kafeterya ve ziyaretçiler için tuvalet de bulunuyor. Yesemek Açıkhava Müzesi, yıl boyunca pazartesi günleri hariç sabah saat 08:30’dan gün batımına kadar ziyarete açık.

Yesemek, M.Ö. 14. yüzyıl ile 7. yüzyıllar arasında, yakındoğunun en büyük taş ocağı ve heykel işleme atölyesidir. Yerli halk Hurriler’in çalıştığı atölye, bölgenin Hitit hakimiyeti altına girdiği, M.Ö. 2000 yılının ikinci yarısında, İmparator 1. Şuppiluma zamanında işletmeye açılmıştır. M.Ö. 1200’lerde yaşanan deniz kavimleri saldırısının ardından faaliyetleri zayıflayan atölye de, M.Ö. 9. yüzyılda Geç Hitit Krallıkları ile çalışmalar tekrar yoğunlaşmıştır. Bu ikinci dönemde özellikle, Hitit, Suriye, Arami ve Asur sanat unsurları ağırlık kazanmıştır. Oriantalizm adıyla anılan bu üslup, batıda gelişmeye başlayan Ege kültürlerini etkileyerek Yunan sanatının çekirdeğini oluşturmuştur. M.Ö. VIII. yüzyılın son çeyreğinde, Asurlular tarafından faaliyetine son verildiği bilinen atölyede, her şey olduğu gibi kalmış, zaman adeta donmuş gibidir.

Yesemek, l890 yılında, Zincirli (Sam’al)’da Alman Doğu Araştırmaları Kurumu adına kazı yapan Felix Von Luschan tarafından keşfedilerek, bilim alemine tanıtılmıştır. 1957-1961 yıllarında Prof. Dr. Bahadır Alkım tarafından sürdürülen kazılar, 1989-1991 yıllarında Arkeolog İlhan Temizsoy tarafından devam ettirilmiştir.

110 dönümlük alan üzerinde kurulu bulunan heykel atölyesinde, heykellerin nasıl yapıldığını günümüzde de yerinde izlemek mümkündür: Birinci aşamada bazalt bloklarda oyuklar açılıp, bu oyukların içerisine kuru ağaç dalları yerleştirilir. Islatılan ağaçların şişmesi sonucu oluşan basınçla bazalt bloklarda çatlama meydana gelir, bu çatlaklar balyoz ve kamalarla genişletilerek kaya ana kütleden ayrılır. Ayrılma işleminin ardından yüzeyleri düzeltilen bloklar, ağaç kızaklar yardımıyla yamaçtaki çalışma alanına indirilir. Yesemekli heykel ustaları, ilk olarak bazalt bloku kabaca yontarak taslak haline getirir, blok üzerine uygulanacak şeklin önce konturları, daha sonra da bazı detayları çekiç ve kalemlerle uygulanır. Üçüncü aşamada detaylar daha özenle işlenir. Eserin son rötuşları ise, nakliye sırasında zarar görmesinin önüne geçmek amacı ile sergileneceği yerde yapılır.

Sonuç olarak büyük bir organizasyonla işletildiği anlaşılan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi taşların ocaktan kesilmesi, yontu taslaklarının hazırlanması ve tamamlanmasına kadar ki evrelerin örnekleriyle görülebileceği dünyada benzeri olmayan bir heykel okulu niteliğindedir. 300’ün üzerindeki yontu taslağının toprak altından çıkarılıp belli bir düzende sergilendiği Açık Hava Müzesi’nde taslakların büyük çoğunluğunu kapı aslanları oluşturmaktadır. Kükreyen aslan betimlerinin kenti koruyucu ve düşmanları korkutucu güçleri olduğuna inanılıyordu. Aslan heykelleri özellikle sur kapılarına, karşılıklı ikişer tane konuluyordu. Anıtsal sfenksler, savaş arabası kabartması, Amanos dağlarını temsil eden dağ tanrısı kabartmaları ve mimari parçalar Yesemek Açık Hava Müzesi’nde sergilenen diğer eserler arasındadır.

Okunma 5800 defa
ikaİpekyolu Kalkınma Ajansı 2013 Yılı Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu Web Sitesinin içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı'nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Neva Bilgi Teknolojileri Medya ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.'ne aittir.kalkinma

Yesemek Turu Alternatif Güzergahlar

  • Çolaklar Taşköprü
    Yazan

    Rota güzergahında yer alan Roma döneminden kalan antik köprüyü ziyaret etmek istiyorsanız Yesemek Köyü’nden Yelliburun Köyü’ne doğru geri dönerken, yol üzerinde sağ tarafta bulunan Şahmaran Köyü’nü geçerek Çolaklar Köyü’ne ulaşmalısınız. Yesemek Açık Hava Müzesi’ne 20 km. mesafede, Çolaklar Köyü’nün 1.5 km. güneydoğusunda Roma dönemine ait bir taş köprü bulunuyor.

    Deyim yerindeyse kuş uçmaz, kervan geçmez bir bölgede bulunan köprü, Çolaklar Roma Taş Köprü olarak biliniyor. Düzgün olmayan bazalt taşlardan bindirme tekniği ile yapılan, tek gözlü köprü halen kullanılmaktadır.

    Karasu Çayı üzerinde inşa edilen köprünün günümüzdeki müdavimleri daha çok balıkçılar, çobanlar ve sürülerinden oluşuyor. Köprünün her iki yanında yine bazalt taşlardan yapılmış antik Roma yolu bulunuyor. Eğer bu Roma köprüsünü mutlaka görmeliyim diyorsanız, bölgenin kayalık olması sebebiyle biraz yürümeniz şart. Aracınızı park ettikten sonra doğu yönünde yaklaşık 500 metre yol yürümelisiniz.

  • Muhammed Beledi Türbesi
    Yazan

    Muhammed Beledi Türbesi ise, Sam Mahallesi’nde Beledi Tepesi’nde yer almaktadır. Türbe içerisinde medfun olan Muhammed Beledi isimli zatın; 15. yüzyılın ikinci yarısında Sam Şeyhi’nin adını işiterek ziyaretine geldiği, bu görüşmenin ardından aralarında bir gönül bağı kurulduğu rivayet edilir.

  • Menzil Hanı
    Yazan

    Yakın dönemde restore edilen Menzil Hanı iki mekandan ibarettir. Hanın dış yüzeyinde kaba yontulmuş küfeki taşlar kullanılmıştır.

  • Sof Yaylası
    Yazan

    Nurdağı istikametinde ilerlerken Yeşilce Köyü’nden 5 km. sonra solda yer alan Işıklı Köyü’nden yaklaşık 7 km. ileride Sofdağı Yaylası’na ulaşabilirsiniz. Sofdağlarının en yüksek tepesi olan ve adına “Kepekçi Tepesi” denilen yerde oksijen miktarı son derece yüksek olup havası çok temizdir.

    Sof Dağı ve çevresinde yirminin üzerinde tatlısu kaynağı bulunmaktadır. Gerdek Pınarı, Cennet Pınarı ve Börek Pınarı bunlardan bazılarıdır.

  • Hurşit Ağa Konağı
    Yazan

    Sakçagözü Şelalesi’nin 1 km. batısında, kısa süre önce geçirdiği yangın sonucu kullanılamaz haldeki Hurşit Ağa Konağı yer alıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında karargah olarak kullanılan yapının, Birinci Dünya Savaşı’nda da Osmanlı İmparatorluğu askerlerince barınak olarak kullanıldığı bilinmektedir.

  • Nurdağı Kalesi
    Yazan

    Eski Adana yolu üzerinde batı yönünde yaklaşık 4 km. ileride Nurdağı ilçe merkezinde Nurdağı Kalesi bulunuyor. Kale içerisinde; çocuk oyun grupları, süs havuzları, hayvan figürleri ve yöre kültürünü canlandırmak amacıyla kıl çadırdan yapılmış, içerisi ahşap işçiliği ile donatılmış otantik düğün salonu bulunuyor.

  • Fevzipaşa Tren İstasyonu
    Yazan

    İslahiye ilçesine doğru güneybatı yönünde ilerlerken yolun sağ tarafında yorgun trenlere sığınak olan tarihi Fevzipaşa Tren İstasyonu yer alır. Yapı, Hicaz Demiryolu Projesi kapsamında Alman mühendislerce inşa edilmiştir.

  • Çerçil Kalesi
    Yazan

    Rotaya bağlı kalmayıp bölgedeki alternatif kültür varlıklarını da ziyaret etmeliyim şeklinde düşünüyorsanız, Çerçil Kalesi’ne tırmanmalısınız. Yelliburun Köyü’nden 10 km. batıya giderek Çerçil Kalesi’ne ulaşabilirsiniz. Çerçil Köyü’nün 600 metre güneybatısında yer alan Çerçil Kalesi doğal bir tepenin zirvesinde kurulmuştur.

    Kale üzerinde ele geçen renkli keramik parçaları yerleşimin Ortaçağ’a ait olduğunu gösteren önemli buluntulardan bazılarıdır. İslahiye ovasından Amanos Dağları’nın iç kısımlarına giden yolun kalenin bulunduğu tepenin eteğinden geçmesi kalenin bir dönemler üstlendiği stratejk önemi gözler önüne sermektedir. Kale üzerindeki kalıntıları görmek istiyorsanız zahmetli bir yolculuğa kendinizi hazırlamalısınız. Zira makiler arasında yaklaşık 60 dakika sürecek bir tırmanış sizi bekliyor.

  • Sam Şeyhi Türbesi
    Yazan

    Tercihiniz inanç turu kapsamında bölgedeki türbe ve tarihi camileri ziyaret etme yönünde ise, rotanıza eski Adana yolu üzerinden kent merkezine 14 km. uzaklıktaki Sam Mahallesi’ni mutlaka dahil etmelisiniz. 

    Sam Mahallesi’nin merkezinde yer alan türbede Sam Şeyhi olarak bilinen Abdurrahman Erzincani  hazretleri medfundur. Rivayete göre; Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi’ne giderken, Sam Köyü yakınlarında konaklar ve Sam Şeyhi ile karşılaşır. Sam Şeyhi, rüyası üzerine Mısır’ın fethini müjdeler ve Yavuz Sultan Selim’i dualarla uğurlar. Yavuz, sefer dönüşünde Sam Köyü’nün aşarını şeyhe verir ve köyde bir han ile cami yaptırır.

  • Erikçe Kent Ormanı
    Yazan

    Dülük Tabiat Parkı’ndan batı yönünde eski Adana yolu üzerinden Nurdağı’na doğru hareket ettiğinizde 2 kilometre ileride yolun solunda Erikçe Kent Ormanı yer almaktadır.