Telefon : (+90) 342 361 01 86

Dülük Antik Kenti

Turumuza alt paleolitik döneme tarihlenen, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen Dülük Antik Kenti’nden başlıyoruz. Paleolitik dönemden bu yana sürekli iskan gören Dülük Antik Kenti, antik dönem inançlarının kült merkezi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Antik kentte; Işık tanrısı Mithra’nın yer altında tapınım gördüğü Mithras Tapınağı, Keber Tepe sırtlarında yer alan şarklı mağara, kentin inşasında izleri halen görülebilen Dülük Taş Ocağı, modern Dülük Köyü içerisinde tüm ihtişamıyla varlığını sürdüren kaya kilise ve kaya mezarlarını ziyaret ederek tarihin izlerini süreceğiz.

M.Ö. 300 civarında kurulduğu tahmin edilen şehir, antik dönemlerin önemli ticari ve askeri yolları üzerindedir. Bu merkezi pozisyon sayesinde, kentte Mezopotamya, Suriye, İran, Yunanistan ve Roma gibi büyük uygarlıkların izlerine rastlamak mümkündür. Çok erken dönemlerden itibaren şehrin yakınlarındaki Dülükbaba Tepesi’nin doruklarında fırtına ve gökyüzü tanrısı Teşup-Hadad’a ait merkezi bir kutsal alan olduğu bilinmektedir. M.S. ilk üç yüz yılda aynı tanrıya Jupiter Dolichenus olarak Roma İmparatorluğu’nda da tapınılmıştır. Üstelik Dülük Antik Kenti’nde tapınım gören tek antik inanç Dolichenus kültü değildir. Mitra dini M.S. I. yüzyıldan itibaren Roma’nın doğu seferleri sırasında askerler tarafından Roma’ya sokulmuş, II. ve III. yüzyıllarda çok sayıda Romalı bu inançtan etkilenmiştir. 

Keber Tepe sırtlarında yer alan Mithras Tapınağı’nın kent merkezinden uzaklığı yaklaşık 15 kilometredir. Tapınağa, Adıyaman istikametinde ilerleyip, Beylerbeyi Köyü’nden geçerek ulaşabilirsiniz.

Alanın girişinde adını Dülük’ten alan Fırtına Tanrısı Jüpiter Dolichenus’un boğa üzerinde kazınarak tasvir edildiği levha ile karşılaşıyorsunuz. Çevre düzenlemesi yapılan alanda, tapınağa ulaşan kilit taşı ile kaplı yürüme yolunda dinlenmek amacıyla oturma grupları ve kamelyalar yer almaktadır. Fıstık ağaçları ile kaplı alan içerisinde, seyyar tuvalet ve küçük çaplı alışveriş yapılabilecek bir büfe de mevcut.

Mağara içerisinde oldukça başarılı ışıklandırma çalışmaları yapılmış. Bulunduğunuz mekanın bir tapınak olduğunu varsaydığınızda ruhani bir atmosfer karşılıyor sizleri. Yerden 1 metre yükseklikte yürüme platformu oluşturulan tapınağın girişinde yol üçe ayrılıyor. Sol taraftaki girişte yazıları net olarak okunamayan iki kitabe yer alıyor. Boğa öldürme sahnesinin işlendiği kabartmaya da bu istikametten ulaşıyorsunuz. Tam karşıda kabartma yer alırken, kenarlarda oturmak amacıyla hazırlanmış basamaklar yer alıyor. Üst kısımda ise fazla derin olmadığı belirtilen bir tünel yer alıyor. Nişler üzerinde yer alan haç işaretleri ise, tarihçiler tarafından hristiyanların istilası olarak değerlendiriliyor. Yürüme platformu üzerinde takip ettiğiniz diğer bölümlerde, aydınlatma amacı ile kullanıldığı tahmin edilen nişlere ve yerinden çıkarılmaya çalışılan taş blokların izlerine şahit oluyorsunuz.

Tapınağın batısında kentin en eski yerleşimi Şarklı Mağara yer alıyor. Keber Tepe’de yapılan bilimsel kazılarda alt paleotik döneme ait çakmaktaşı aletler ve bu aletlerin yapıldığı atölyeler bulunmuştur. Bu taş aletler özgün bir karakter kazandığından literatürde “Dülükien” olarak adlandırılmıştır. Bu buluntular ışığında Dülük Anadolu’nun en erken yerleşim yerlerinden biri olarak önem kazanmaktadır. Şarklı Mağara’ya Mithras Tapınağı’ndan yürüyerek ulaşabilirsiniz. Ancak tel örgü ile çevrilen alana girmek tehlikeli ve bir o kadar zahmetli. 

Dülük Köyü’nün güneyinde Dülük Taş Ocağı’nın etkileyici kalıntıları yer alır. Antik dönemlerden günümüze kadar bu ocaktan işlenmesi kolay kireç taşı elde edilmiştir. Yeşillikler arasında dev blokların yer aldığı alanın büyüklüğü, yaklaşık 100.000 m2’dir. Oldukça dik bir açıyla aşağıya uzanan görkemli ana duvarın üstünde ise, Roma döneminden kalma su kanallarının girişine rastlanmaktadır. Bu kanallar vasıtasıyla Keber Tepe’nin su ihtiyacı karşılanmıştır. Taş ocağının altında taşların kesilmesi sonucu yapay bir mağara oluşmuştur.

Antik dönem inançlarının kült merkezi Dülük’te, Mitra inancının yanısıra Jupiter Dolikhenus’a tapınımın izlerini rota boyunca izlemek mümkün. Ancak İran Kralı I. Şapur’un bölgeyi yerle bir etmesi üzerine bölgede Dolikhenus kültü sona ermiş, M.S. 5. yüzyılda Dülük’te bir psikoposluk merkezi kurulmuştur. Tüm Roma İmparatorluğu’nda olduğu gibi Dülük’te de hristiyanlık en önemli din olarak yerini almış ve 11. yüzyıla kadar psikoposluk merkezi olarak kalmıştır. Antik kent içerisinde bulunan iki kaya kilisesi şehrin hristiyanlık döneminden günümüze ulaşan en ilginç kalıntılar olarak dikkat çekmektedir. Bu yapılar antik şehir mezarlığının yakınında, taş ocaklarının batısında yer almaktadır. Özellikle girişi iki taraftan çevreleyen merdivenler yüzünden halk arasında “Basamaklı Mağara” olarak adlandırılan kilise son derece etkileyici bir görünüm sergilemektedir. M.S. 6-9. yüzyıllara tarihlenen yapıda Arapça yazıtlara da rastlanmıştır. Kilise’ye Dülük Köy evlerinin arasından hafif meyilli arazide yaklaşık 5 dakika yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Antik kentin şehir mezarlığı da aynı mevkide yer almaktadır. Kısmen modern Dülük Köyü’nün evleri altında kalan nekrapole ait yeraltındaki mezar odaları, köy sakinleri tarafından ticari ve tarımsal amaçlarla depo olarak kullanılmaktadır. Alanda bugüne kadar bulunabilen mezar sayısı 100’ü aşmaktadır. Nekrapolde bulunan tüm mezarlar kaya içine oyulmuş odalardan oluşmaktadır. Farklı sayıda odalar içeren, genellikle mimari bezemeler taşıyan aile mezarlarında ölüler genellikle yan duvarlarda bulunan nişlerin içine gömülmüştür. Nişlerin bir kısmı girlandlar, boğa başları ve rozetlerle süslü lahitler biçiminde işlenmiştir. Sit alanı ilan edilen bölgede yaşayan köy sakinlerinin rehberliğinde alandaki tüm kaya mezarları ve kaya kiliseleri gezmeniz mümkün.

MİTHRAS TAPINAĞI

Dünyada bilinen, yeraltına inşa edilen Mitras tapınaklarının (Mithraeum) en büyüğü, Dülük’te Keber Tepesi’nin güney eteğinde bulunmuştur. Gaziantep Müzesi ile Almanya Münster Üniversitesi’nin kazıları sonucunda 1997 ve 1998 yıllarında keşfedilen Dülük Mitras Tapınağı Anadolu’da bulunan Mitras yeraltı tapınağının ilkidir.

Kayalardan doğmuş olan Mithras, mitraeum adı verilen ve mağaralarda oluşturulan kült alanlarında tapınım görmekteydi. Dülük’te bulunan tapınak iki salonludur ve yeraltı tapınağının mihrabı konumundaki merkezi nişte Tauroktoni adı verilen boğa öldürme sahnesi kabartma halinde işlenmiştir. Tanrı Mitras, gezegenleri simgeleyen yıldızlar, takım yıldızlarını simgeleyen akrep, yılan, köpek vb. gibi figürlerin de eşliğinde bir boğayı öldürürken resmedilmiştir. Astrolojiye göre Yunan ve Roma döneminden önce ekinos boğada idi. M.Ö. 4000-3000’de gerçekleşen Boğa çağının sonu, boğa öldürme sahnesiyle ifade edilmiştir.

Ayinleri gizli olan bu tapınımın üyeleri çoğunlukla Roma ordusunun askerleriydi. Aralarında bürokratlar, tüccarlar ve köleler de bulunmaktaydı. Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanıyla hem yıkanılır, hem de içilirdi. Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının gücüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı.

Okunma 8019 defa
ikaİpekyolu Kalkınma Ajansı 2013 Yılı Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu Web Sitesinin içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı'nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Neva Bilgi Teknolojileri Medya ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.'ne aittir.kalkinma

Rumkale Turu Alternatif Güzergahlar

  • Şenlikçe Lahit Mezar

    Yolunuz Yavuzeli ilçesinin doğu yönündeki Şenlikçe Köyü’ne düşerse, bahçesinde antik Roma’dan izler barındıran evi mutlaka ziyaret etmelisiniz. 1.5 ton ağırlığında kireçtaşından yapılma lahit, bir köy evinin bahçesinde boylu boyunca uzanıyor. Kanalizasyon çalışmasında ulaşılan lahit, Roma dönemine tarihleniyor.

  • Yarımca Taş Ocağı

    Balıklıgöl’den güneybatı yönünde 1 km. sonra, bu kez sağdaki asfalt yolu takip ederek, yaklaşık 500 metre ileride sol taraftaki çorak yamaçta Yarımca Taş Ocağı’na ulaşırsınız. Taş ocağından çıkarılan taşlar, hemen yakınından geçen Roma Dönemi’ne ait yolda ve köprünün yapımında kullanılmıştır. Taş ocağının dikey yüzünde işlenmiş kayaya oyulmuş bir tanrı kabartması, solunda da kartal bulunmaktadır.

  • Sultan Murad Köprüsü

    Balıklıgöl’den güneybatı yönünde 1 km. ilerleyip soldaki patika yolu takip ederek, Merzimen Çayı’na paralel uzanan yoldan Sultan Murad Köprüsü’ne ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 1.5 km. süren yolun durumu kötü, ancak araç ile ulaşmak mümkün. Etrafını dağların çevrelediği köprü M.S. 200 yılına tarihleniyor.

  • Balıklıgöl

    Yavuzeli ilçesinin doğusunda yaklaşık 10 km. mesafede Yarımca Köyü’nde bulunan Balıklıgöl’e, fıstık ağaçlarının çevrelediği arazilerin yanıbaşından ilerleyip, İbrahim Alan köprüsünden geçerek ulaşıyoruz. Alanın toplam büyüklüğü 250 m2. İçerisindeki balıklar kutsal kabul edildiği için yenmiyor.

    Bölge halkı; mekanın kutsallığına vurgu yaparken, balıkların yeraltından çıkan doğal su kaynağında kendiliğinden yetiştiğini anlatıyor. Havuzun kenarındaki dilek ağaçları, gerçekleşmesine vesile olduğu nice dileklerin sembolü rengarenk çaputları üzerinde taşıyor.

  • Dolmen Mezar

    Yavuzeli Araban karayolunun üzerinde yer alan, Geç Tunç Çağı’na tarihlenen Dolmen Mezarları görebilmek için kuzey yönünde ilerlemelisiniz. Yöre halkı tarafından “gavrikul/delikli taş” olarak isimlendirilen dolmen mezar Küçükkarakuyu Köyü’nün Akkuyu mezrasının kuzeyine 2 km. mesafede yer almaktadır. Dolmen, tek odalı megalitik (büyük taş bloklarından yapılmış) mezardır.

    Devasa irilikte 3 taş blok, ikisi yan ve biri arka yönde deyim yerinde ise birbirine çatılır. Üzerine yine büyük bir taş blok yerleştirilir. Bir dolmen mezarı sanırım bu sözlerle betimlemek mümkün. Alanı incelediğinizde hemen yanıbaşında yıkılmış ve taşları birbirine paralel uzanmış bir dolmen mezar daha görebilirsiniz. Çevrede bulunan taş kalıntılarından daha önce birçok dolmenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. 850 metrekarelik bir alanı kaplayan dolmenlerin yayıldığı bu coğrafik alan, Karadağ’ın eteklerindeki kireçtaşı tepelikleridir.

  • Cingife Kalesi

    Yavuzeli ilçe merkezine ulaştığınızda karşınıza çıkan, yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki höyük Cingife Kalesi olarak adlandırılmaktadır. Cingife ilçenin eski adıdır. Bölge tarihi hakkında günümüze ulaşan çeşitli rivayetlerde; kesin olarak bilinmeyen bir tarihte, höyüğün etrafında bir Ceneviz şehri olduğu ve Cingife adının buradan kaynaklandığı anlatılır.

    Höyük yamaçlarında kale duvarı ve sur yapı taşları dağınık şekilde durmaktadır. Dikkatli incelediğinizde Eski Tunç Çağı’ndan günümüze ulaşan yapı izleri görülmektedir. Yavuzeli ilçesinin ilk evleri höyük eteklerine kurulmuştur. Hala günümüzde doğu, batı, güney yamaçlarında kerpiçten yapılan evler görülmektedir. Höyüğün tepesinde betondan yapılmış yapı üzerinde verici antenleri yer almaktadır.

     

    Etiketler: Cingife Kalesi
  • Akdeğirmen Köprüsü

    Kuzeybatı yönünde ilerlerken Yavuzeli’ne bağlı Ballık Köyü’nün 4 km. güneyinde eski Gaziantep Yavuzeli karayolunun 28. kilometresinde Merzimen Çayı üzerinde Akdeğirmen Köprüsü yer alır. Günümüze sağlam olarak gelebilen Akdeğirmen köprüsü düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir.

    Merzimen Çayı üzerinde kuzey güney doğrultusunda uzanan köprü 60 metre uzunluğunda, 5 metre genişliğinde, 4 metre yüksekliğindedir. Sivri kemerli altı gözlü köprü, ortada büyük kemer gözü yanlarda daha küçük ölçülerde tutulmuş diğer kesmelerle ana gözlü köprüler grubuna girmektedir.

  • Roma Gözetleme Kulesi

    Dülük Köyü’nün kuzeydoğusunda, yaklaşık 25 km. mesafede Saraymağara Köyü ile Büyükkarakuyu köylerini birbirine bağlayan yolun kenarında Saraymağara Antik Gözetleme Kulesi’nin kalıntıları yer almaktadır. Gözetleme kulesi Roma dönemindeki Doliche ve Samosata arasındaki antik yolun izlerini taşıyan yol üzerindedir.

    Bağ evinin girişinde yer alan gözetleme kulesinin kuzeydoğu duvarı yedi sırası korunmuş, diğer duvarları büyük ölçüde harap olmuştur. Bugünkü görünümü ile antik bir eserden çok yanıbaşında kurulan evin kısa süre önce yıkılmış bir bölümü izlenimi vermektedir.