Telefon : (+90) 342 361 01 86

Karkamış Antik Kenti

Yakındoğu Arkeolojisi’nin en önemli yerleşimlerinden biri olan Karkamış Antik Kenti, Fırat’ın batı kıyısında, Türkiye-Suriye sınır hattı üzerinde yer almaktadır. Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 12. yüzyılın başlarına doğru yıkılışını izleyen 300 yıl içinde kurulmuş olan Geç Hitit Krallıkları’nın en güçlüsü Karkamış Krallığı’dır. 

Antik kentin en önemli kısmı (55 hektar) Türkiye’de kalırken, dış kentin bir bölümü (35 hektar) Suriye topraklarındadır. 1956 yılında sınırın belirlenmesinin ardından mayınlarla kaplanan bölgede, 2011 yılında mayın temizlemesi yapılarak kazı çalışmalarına başlanmıştır. 

Karkamış Antik Kenti, halen askeri bölge olduğundan, yerli-yabancı turistlerin sit alanına girmesi özel izinlerle mümkün olabilmektedir. Ancak bölgenin bir arkeoloji parkı şeklinde düzenlenmesi, 2014 yılı içerisinde araştırmacı ve gezginlerin ziyaretine açılması yönünde projeler geliştirilmektedir. Yakın zamanda Karkamış, ziyaretçilerin antik yollarda yürüyüp, antik yapılara girerek, kenti tam olarak anlayabilecekleri bir arkeoloji parkına dönüştürülecektir.

Karkamış’ta araştırmaların yeniden başlaması ve sit alanının turizme açılacak olması, Antik Yakın Doğu tarihine yeni sayfaların yazılması ve Gaziantep bölgesindeki kültürel mirasın büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.

Karkamış kenti Ebla Krallığı’nın bir parçası olarak ilk kez Ebla Saray arşivlerinde (M.Ö. 24. yüzyıl) karşımıza çıkmaktadır. Yazılı belgelerini ancak 2. bin yılın ilk yarısında vermeye başlar. Orta Tunç Çağı olarak adlandırılan bu dönemde Karkamış, bağımsız ve yarı bağımsız krallıkların başkentidir. Mari kentinde ele geçen mektuplar ve idari belgeler Karkamış’ın üç kralı hakkında bilgi vermektedir. Bu krallar ünlü kanun koyucu Babil Kralı Hammurabi döneminde (M.Ö. 18. yüzyıl) hüküm sürmüş olan Aplahanda, Yatarami ve Yahdunlim’dir. Fırat boyundaki bu iki kentin güçlü bir ticari bağı vardır. Karkamış Mari’ye şarap, bal, zeytin yağı, tahıl, bakır at ve köle temin etmektedir.

Kuzey Mezopotamya’da büyük bir imparatorluk kuran Amorit (Batı Semitik) I. Şamşiadad döneminde ve Halep merkezli Yamhad Krallığı döneminde Karkamış, bu güçlere bağımlı konumdadır. M.Ö. 17. yüzyılın ikinci yarısında kent Halep ve Suriye’nin büyük kısmını ele geçiren Hititlerin etkisi altına girmiştir.

Hitit Devleti’nin kurucusu I. Hattusili’nin belirlediği genişleme politikasının ana hedefi Kuzey Suriye’dir. Karkamış M.Ö. 2. bin yılda bölgenin en güçlü kalelerinden biridir ve ancak M.Ö. 14. yüzyılın ikinci yarısında I. Suppiluliuma ile Hitit Devleti’nin daimi hakimiyeti altına girmiştir. I. Suppiluliuma oğullarından Piyasili’yi (Šarri-Kušuh) Kargamış tahtına yerleştirerek yaklaşık 600 yıl tarih sahnesinde Hitit geleneğinin temsilcisi olan bir krallığın temellerini atmıştır. M.Ö. 13. yüzyılın ortasından itibaren Hitit İmparatorluğu’nun Kuzey Suriye’deki ayağı olan Karkamış Krallığı uzun soluklu bir Hitit İmparatorluğu’nun da garantisi olmuştur. Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1195 civarında yıkılmasından sonra, Karkamış bölgenin en güçlü bağımsız krallıklarından biri olmuştur. M.Ö. 717’de  Assurlu II. Sargon tarafından kent yerle bir edilmiştir. Kentte yerleşim Helenistik dönem ve Roma dönemlerinde de devam etmiştir. 

Karkamış’ta tarih öncesi kalıntıların yanı sıra, Erken ve Geç Hitit dönemlerinden iki ana yerleşim yeri saptanmıştır. Dış Kent, İç Kent ve Kale olmak üzere üç bölümden oluşan dikdörtgen planlı Karkamış’ta; yönetsel ve dinsel işlevli yapılar, kentin çekirdeğini oluşturmaktadır. Yapılar; Hitit-Asur üslubunda kabartmalarla kaplı siyah bazalt ve beyaz kireç taşı ortostatlarla süslüdür. Bulunan kabartmaların çoğunluğu, Geç Hitit dönemine tarihlendirilmektedir. Bu kabartmalar, Tanrıça Kupapa ve onun adına yapılan tören alayındaki askerlerin, rahiplerin, çeşitli hayvanları taşıyan kişilerin, uzun ve düz kılıçlarla silahlanmış prenslerin, savaş arabalarının, karışık yaratıkların, koruyucu hayvanların yer aldığı tören alayı betimlemeleriyle, M.Ö. I. bin yıl başlarındaki yaşam biçimine, giysilerine ve kültürüne ışık tutmaktadır. Karkamış kabartmalarının, büyük çoğunluğu bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. 

Kazılarda, çok sayıda yeni hiyeroglif Luvi yazıtı ortaya çıkarılmıştır; bunlar içinde en olağanüstü parça, M.Ö. 975’te Suhi tarafından Sapaziti’nin oğlu Uratarhunta isimli Karkamış bölgesinin büyük kralına ithaf edilen 2 metre yüksekliğindeki tüm bazalt steldir. Yazıt, bilgimizin fazlasıyla kısıtlı olduğu bir dönem için yeni tarihsel perspektifler açmaktadır. Buluntular arasında en dikkat çekici olanı ise, fırtına tanrısı (Teşup) tapınağının kutsal alanında tabanın altında ele geçen, 17 cm. yüksekliğindeki tunç heykelciktir. M.Ö. 10. yüzyıla tarihlenen heykel, tanrıyı darbe indiren bir pozisyonda ve sol elinde ince işlenmiş topuz şeklinde başı olan gümüş kılıç tutar şekilde betimlemektedir.

Okunma 6418 defa
ikaİpekyolu Kalkınma Ajansı 2013 Yılı Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu Web Sitesinin içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı'nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Neva Bilgi Teknolojileri Medya ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.'ne aittir.kalkinma

Karkamış Turu Alternatif Güzergahlar

  • Kayacık Baraj Göleti

    Tilbeşar Kalesi’nin ardından güney yönünde ilerleyerek 5 km. sonra Kayacık Baraj Göleti’ne ulaşabilirsiniz. Etrafını buğday tarlalarının çevrelediği baraj gölü çevresi yöre halkı tarafından mesire alanı olarak tercih edilen mekanlar arasındadır. Baraj 13.680 hektarlık alana sulama hizmeti vermektedir.

     

     

     

     

     
    İlk yorumlayan olun!
  • Abara Köprüsü

    Karpuzatan mevkiinden güneybatı yönünde hareket ederek ağaçların dallarını birbirine doladığı muhteşem manzaralı daracık yollardan 2 km. uzaklıktaki Altunyurt Köyü’ne ulaştığınızda sizi köyün girişinde Abara Köprüsü karşılar. Sacur Suyu üzerinde inşa edilen köprü, düzgün kesme taştan yapılmıştır.

    Tek kemerli köprünün üzerinde betondan yapılmış bir su kanalı bulunmaktadır. Kemer kısmı büyük oranda tahrip olmuştur. Etrafındaki ağaçların sıklığından köprüyü seçebilmek neredeyse imkansızdır. Köprü günümüzde kullanılmamaktadır.

    İlk yorumlayan olun!
  • Gaffur Baba Türbesi

    Gaziantep-Oğuzeli karayolunun kuzeybatısındaki tepenin zirvesinde Gaffur Baba Türbesi yer almaktadır. Çam ağaçları ile kaplı tepe, Gaffur Baba Tepesi olarak bilinmektedir. Tepe üzerindeki doğal mağarada bulunan türbenin girişi ve yeşil kubbesi sonradan inşa edilmiştir. Türbe içerisinde iki mezar ve ibadet için mekanlar bulunmaktadır.

    İlk yorumlayan olun!
  • Hacı Hamza Türbesi

    Oğuzeli ilçe merkezine ulaştığınızda İsmet İnönü Bulvarı üzerinde çarşının içerisinde Hacı Hamza Türbesi bulunmaktadır. Düzgün kesme taştan inşa edilen türbe, kare planlı, orantısız bir kubbe ve alemiyle birlikte betonarme özellik göstermektedir. Küçük kapıdan eğilerek girilen türbe içerisinde mefdun olan zat ile ilgili bilgiye ulaşılamamıştır.

    İlk yorumlayan olun!
  • Muhammed Esad Efendi Türbesi

    İlçe merkezinde Hacı Hamza Türbesi’nin 100 metre güneybatısında, Muhammed Esad Efendi Türbesi bulunmaktadır. Türbe içerisinde 1840-1935 yılları arasında yaşayan ve Hacı Hoca olarak bilinen Muhammed Esad Efendi medfundur. Hz. Hüseyin’in soyundan, Kâdiri tarikatının Halisiye mürşitlerinden olan Muhammed Esad Efendi; Oğuzeli’ne büyük hizmetlerde bulunmuş, milli mücadele döneminde ilçenin maddi ve manevi bekçiliğini yapmış bir zattır.

    İlk yorumlayan olun!
  • Karpuzatan Mesire Alanı

    Orta Cami’nin 2 km. güneybatısında Karpuzatan Gezi ve Mesire Alanı bulunmaktadır. Etrafı nar bahçeleriyle çevrili Karpuzatan gezi ve mesire alanı; yeşillikler içinde, bol suyu, rahat ulaşımı, huzur veren doğası ile eşsizdir. 25 kilometrekarelik alan içerisinde yüzme havuzu, çocuk oyun parkları, mesire alanları, yün yıkama mekanları, restaurant ve alabalık üretim tesisi bulunmaktadır.

    İlk yorumlayan olun!