Telefon : (+90) 342 361 01 86

Gaziantep

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Gaziantep, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Akdeniz Bölgesi’ne komşu kesiminde; doğuda Şanlıurfa, kuzeydoğuda Adıyaman, kuzeybatıda Kahramanmaraş, batıda Osmaniye, güneybatıda Hatay, güneyde Kilis ve Suriye ile sınır komşusudur. 

İl merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 850 metre olmakla birlikte yer yer 250-1250 m. rakımları arasında değişmektedir. 

Kent, Akdeniz ikliminden kara iklimine geçiş alanı üzerindedir. İlin güney kesimleri Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Genel olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır. Yüzey alanının yaklaşık % 52’sini dağlar, % 27’sini ise ovalar kaplamaktadır.   

Güneydoğu Toroslar’ın uzantıları olan Sof, Sam ve Dülükbaba dağlarından Fırat Vadisine doğru alçalan, batıda Ganibaba ve Sarıkaya dağları ile sınırlanan Gaziantep’te, İslahiye, Barak, Araban, Yavuzeli ve Oğuzeli ovaları dalgalı düzlükler oluşturmaktadır.

Doğuda Şanlıurfa’yı ayıran Fırat Nehri ile Afrin, Nizip, Merziman Çayları, Karasu ve Alleben Deresi ilin başlıca akarsularıdır.  

Birecik ve Karkamış Baraj gölleri, il merkezinde yer alan Zülfikar ve Burç göletleri, Nurdağı ilçesi sınırları içerisinde bulunan Çakmak, Nogaylar, Balıkalan ve Gözlühöyük göletleri ile kent adeta göller bölgesi haline gelmiştir.

TARİHSEL GELİŞİM

  • Dünyanın en eski kentlerinden biri kabul edilen Gaziantep, tarih öncesi çağlardan günümüze ulaşan tarihi eserler ve yerleşimlerle çevrilidir. Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemlerden ve Tunç çağından bu yana iskân kalıntıları bulunan bölgede en çok eser Hitit, Roma ve Osmanlı dönemlerine aittir. Kentin tarihinde iz bırakan diğer dönemler Med, Asur, Pers, Makedon, Bizans ve İslam-Arap devirleri olarak sıralanabilir. Her dönemin izlerini günümüzde açıkça görmek mümkündür. Bölgede yapılan araştırmalarda tarih öncesi çağlara ait 120 arkeolojik yerleşim merkezi saptanmıştır. Tilmenhöyük, Sakçagözü-Coba Höyük, Gedikli-Karahöyük, Tilbaşar Höyük, Dülük gibi yerleşimlerde yapılan kazılarda tarih öncesi dönemlere ait değerli eserlere ulaşılmıştır. Yesemek, Zincirli Höyük ve Karkamış kazıları, Geç Hitit Dönemine ait önemli buluntuların merkezini oluşturmaktadır.

Tilmenhöyük’de Kalkolitik Çağdan Demir Çağına kadar yerleşim görülmektedir. Tilbaşar höyüğünde günümüzden 7000 yıl öncesine ait eserler çıkmaktadır. Sakçagözü yakınındaki Coba Höyük M.Ö. 6 bin yıl tarımı hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Gaziantep ve çevresi Hitit İmparatorluğu döneminde oldukça önemli bir konuma gelmiştir. Akdeniz ile Mezopotamya arasındaki Kuzey Suriye yol ağının merkezinde olması nedeniyle bölge, Asur, Babil ve Hititler arasında bir gerilim merkezi niteliğindedir. M.Ö. 16. yüzyıldan itibaren bölgeye Hitit krallığı hâkim olmuştur. M.Ö. 1200’li yıllarda Geç Hititler bölgede Zincirli ve Sakçagözü civarında şehirler kurmuşlardır. Bu dönemde Yesemek tüm krallığa heykel gönderen önemli bir heykel üretim merkezi konumundadır. Karkamış ise, ana tanrıça Kubaba kültü ile tüm Anadolu’yu ve kendisinden sonra gelen Yunan, Roma medeniyetlerini etkileyen önemli bir merkezdir. 

Bölge, Hititlerden sonra Asurluların, Aramilerin ve M.Ö. 613-612 yılında Medlerin eline geçer. Persler ve daha sonra Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında büyük Asya seferi esnasında bölgeyi hâkimiyeti altına alır. Büyük İskender’in ölümünden sonra bölge Selovkos krallığının kontrolüne geçer. M.Ö. 64’den itibaren bölge Roma İmparatorluğu’na bağlı olarak varlığını sürdürmüştür. Bölgenin hemen her yerinde Roma dönemine ait eserler bulunsa da en kapsamlı bilgi Zeugma ve Doliche ören yerlerinden edinilmektedir. Zeugma kazılarında ortaya çıkan mozaikler 2. ve 3. yüzyıl Roma kent yaşantısına dair önemli bilgiler vermektedir. Zeugma’da bulunan ve Çingene Kızı olarak ünlenen Menad mozaiği bölgede Roma döneminin simgesi haline gelmiştir. Zeugma’nın zengin buluntularına her geçen gün bir yenisi daha eklenmektedir. Ulaşılan buluntular dünyanın en büyük mozaik müzesi ünvanını kente kazandırırken, Zeugma Antik Kenti Gaziantep’i Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde temsil etmektedir. 

Kent, M.S. VII. yüzyılın başlarında Müslüman Araplarla, Bizanslılar arasında sıkça el değiştirmiştir. Emevi, Abbasi, Selçuklu, Memlük ve Osmanlı hâkimiyetinde kalan Gaziantep, Haçlı Seferleri ve Moğol istilasını da yaşamıştır. Bizans hâkimiyeti Hz. Ömer’in halifeliği döneminde İslam ordularının bölgeyi ele geçirmesiyle sonlanmıştır. Bölge halkı 639 yılında Müslümanlığı kabul etmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bir Türk devleti kurulmuştur. Kent, 1270 yılında Moğol istilasıyla yıkılmış ve bunu takiben Dulkadiroğulları ve Memluklar’ın egemenliğine geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılında Memluklar’a karşı durduğu Mercidabık seferinden sonra tüm bölge Osmanlığı İmparatorluğu’na katılmıştır. Osmanlı döneminde gelişen kentte çok sayıda cami, medrese, han ve hamam yapılmıştır. 

Halep vilayetine bağlı bir sancak olan Gaziantep, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında, ilk olarak Halep’te bulunan İngilizler tarafından işgal edilmiş, İngilizlerin şehri boşaltmaları ile birlikte 29 Ekim 1919’da Fransız işgaline sahne olmuştur. Antepliler, bayrak şehidi Şahinbey’in öncülüğünde binlerce şehit verme pahasına, tarihe mal olacak örnek bir savunma yaparak, 11 ay boyunca işgal kuvvetlerine karşı kahramanca mücadele vermişlerdir. Bu eşsiz savunma Antep’e 8 Şubat 1921 tarihinde “Gazilik” ünvanını kazandırdığı gibi, şehir halkının mücadeleci kimliğinin de sembolü olmuştur. 

Okunma 54769 defa
ikaİpekyolu Kalkınma Ajansı 2013 Yılı Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu Web Sitesinin içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı'nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Neva Bilgi Teknolojileri Medya ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.'ne aittir.kalkinma

Rumkale Turu Alternatif Güzergahlar

  • Şenlikçe Lahit Mezar

    Yolunuz Yavuzeli ilçesinin doğu yönündeki Şenlikçe Köyü’ne düşerse, bahçesinde antik Roma’dan izler barındıran evi mutlaka ziyaret etmelisiniz. 1.5 ton ağırlığında kireçtaşından yapılma lahit, bir köy evinin bahçesinde boylu boyunca uzanıyor. Kanalizasyon çalışmasında ulaşılan lahit, Roma dönemine tarihleniyor.

  • Yarımca Taş Ocağı

    Balıklıgöl’den güneybatı yönünde 1 km. sonra, bu kez sağdaki asfalt yolu takip ederek, yaklaşık 500 metre ileride sol taraftaki çorak yamaçta Yarımca Taş Ocağı’na ulaşırsınız. Taş ocağından çıkarılan taşlar, hemen yakınından geçen Roma Dönemi’ne ait yolda ve köprünün yapımında kullanılmıştır. Taş ocağının dikey yüzünde işlenmiş kayaya oyulmuş bir tanrı kabartması, solunda da kartal bulunmaktadır.

  • Sultan Murad Köprüsü

    Balıklıgöl’den güneybatı yönünde 1 km. ilerleyip soldaki patika yolu takip ederek, Merzimen Çayı’na paralel uzanan yoldan Sultan Murad Köprüsü’ne ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 1.5 km. süren yolun durumu kötü, ancak araç ile ulaşmak mümkün. Etrafını dağların çevrelediği köprü M.S. 200 yılına tarihleniyor.

  • Balıklıgöl

    Yavuzeli ilçesinin doğusunda yaklaşık 10 km. mesafede Yarımca Köyü’nde bulunan Balıklıgöl’e, fıstık ağaçlarının çevrelediği arazilerin yanıbaşından ilerleyip, İbrahim Alan köprüsünden geçerek ulaşıyoruz. Alanın toplam büyüklüğü 250 m2. İçerisindeki balıklar kutsal kabul edildiği için yenmiyor.

    Bölge halkı; mekanın kutsallığına vurgu yaparken, balıkların yeraltından çıkan doğal su kaynağında kendiliğinden yetiştiğini anlatıyor. Havuzun kenarındaki dilek ağaçları, gerçekleşmesine vesile olduğu nice dileklerin sembolü rengarenk çaputları üzerinde taşıyor.

  • Dolmen Mezar

    Yavuzeli Araban karayolunun üzerinde yer alan, Geç Tunç Çağı’na tarihlenen Dolmen Mezarları görebilmek için kuzey yönünde ilerlemelisiniz. Yöre halkı tarafından “gavrikul/delikli taş” olarak isimlendirilen dolmen mezar Küçükkarakuyu Köyü’nün Akkuyu mezrasının kuzeyine 2 km. mesafede yer almaktadır. Dolmen, tek odalı megalitik (büyük taş bloklarından yapılmış) mezardır.

    Devasa irilikte 3 taş blok, ikisi yan ve biri arka yönde deyim yerinde ise birbirine çatılır. Üzerine yine büyük bir taş blok yerleştirilir. Bir dolmen mezarı sanırım bu sözlerle betimlemek mümkün. Alanı incelediğinizde hemen yanıbaşında yıkılmış ve taşları birbirine paralel uzanmış bir dolmen mezar daha görebilirsiniz. Çevrede bulunan taş kalıntılarından daha önce birçok dolmenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. 850 metrekarelik bir alanı kaplayan dolmenlerin yayıldığı bu coğrafik alan, Karadağ’ın eteklerindeki kireçtaşı tepelikleridir.

  • Cingife Kalesi

    Yavuzeli ilçe merkezine ulaştığınızda karşınıza çıkan, yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki höyük Cingife Kalesi olarak adlandırılmaktadır. Cingife ilçenin eski adıdır. Bölge tarihi hakkında günümüze ulaşan çeşitli rivayetlerde; kesin olarak bilinmeyen bir tarihte, höyüğün etrafında bir Ceneviz şehri olduğu ve Cingife adının buradan kaynaklandığı anlatılır.

    Höyük yamaçlarında kale duvarı ve sur yapı taşları dağınık şekilde durmaktadır. Dikkatli incelediğinizde Eski Tunç Çağı’ndan günümüze ulaşan yapı izleri görülmektedir. Yavuzeli ilçesinin ilk evleri höyük eteklerine kurulmuştur. Hala günümüzde doğu, batı, güney yamaçlarında kerpiçten yapılan evler görülmektedir. Höyüğün tepesinde betondan yapılmış yapı üzerinde verici antenleri yer almaktadır.

     

    Etiketler: Cingife Kalesi
  • Akdeğirmen Köprüsü

    Kuzeybatı yönünde ilerlerken Yavuzeli’ne bağlı Ballık Köyü’nün 4 km. güneyinde eski Gaziantep Yavuzeli karayolunun 28. kilometresinde Merzimen Çayı üzerinde Akdeğirmen Köprüsü yer alır. Günümüze sağlam olarak gelebilen Akdeğirmen köprüsü düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir.

    Merzimen Çayı üzerinde kuzey güney doğrultusunda uzanan köprü 60 metre uzunluğunda, 5 metre genişliğinde, 4 metre yüksekliğindedir. Sivri kemerli altı gözlü köprü, ortada büyük kemer gözü yanlarda daha küçük ölçülerde tutulmuş diğer kesmelerle ana gözlü köprüler grubuna girmektedir.

  • Roma Gözetleme Kulesi

    Dülük Köyü’nün kuzeydoğusunda, yaklaşık 25 km. mesafede Saraymağara Köyü ile Büyükkarakuyu köylerini birbirine bağlayan yolun kenarında Saraymağara Antik Gözetleme Kulesi’nin kalıntıları yer almaktadır. Gözetleme kulesi Roma dönemindeki Doliche ve Samosata arasındaki antik yolun izlerini taşıyan yol üzerindedir.

    Bağ evinin girişinde yer alan gözetleme kulesinin kuzeydoğu duvarı yedi sırası korunmuş, diğer duvarları büyük ölçüde harap olmuştur. Bugünkü görünümü ile antik bir eserden çok yanıbaşında kurulan evin kısa süre önce yıkılmış bir bölümü izlenimi vermektedir.